Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İl Teşkilatlarına gönderdiği mesajda şu ifadeler yer verdi:

‘’ Aziz Dava Arkadaşlarım,

Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sözlerimin başında müstesna heyetinizi en iyi dileklerimle selamlıyor, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

İl kongremizin nice imrenilecek güzelliklere, nice parlak gelişmelere, nice kutlu ilerleyişlere vesile olmasını canı gönülden temenni ediyorum.

Aranızda olamasam da kalbimin sizlerle beraber çarptığını özellikle bilmenizi istiyorum.

Denge, düzen ve disiplin içinde gerçekleştirilen ilçe kongrelerimizin demokratik ortamında seçilmiş değerli delegelerimizin iştirak ve iradesi münasebetiyle bugünkü seçimli il kongremiz toplanmıştır.

Davamızın asaletine, demokrasinin adabına ve 54 yıla dayanan kutlu mücadelemizin ahlakına yakışır bir kongrenin yapılacağına yürekten inanıyor, hepinizden de bunu bekliyorum.

Sizler büyük bir fikir hamulesine ve yüksek bir siyasi idrak haysiyetine sahip vatan ve millet sevdalılarısınız.

Biliniz ki, Türkiye’nin gelecek umudu, gerçek ufku sizlersiniz.

Düşe kalka ilerleyen beşeriyet kervanının tam tersine duruşunuzla hayranlık uyandırıyor, dirayetinizle de birilerinin uykularını kaçırıyorsunuz.

Gönüller arasına köprüler kuran, uçurumları inancıyla kapatan, Türklüğün irfanını zinde ve zirvede tutmak için çırpınan bu çağın serdengeçtilerisiniz.

Tıpkı uzun bir keşfe çıkan seyyah gibi milletimizin sinesinde saklı duran hazinelerini muhabbetle çıkarıyor, onlarla kucaklaşıyorsunuz.

İnsanlık tarihi, ülkelerin çoğunlukla içeriden teslim alınacağına dair sayısız tecrübi misali kayıt altına almıştır.

Kalenin kilit tutmaması veya kaleyi içten çökertmek mana ve mesaj itibariyle bu ifadeye çalıştığım tarih hakikatiyle ilişkilidir.

Ancak ihanet ne kadar diri olursa olsun, iç işgal cephesi nasıl bir oyuna teşebbüs ederse etsin, milletine ve vatanına karşılıksız hizmetle mükellef cesur yürekler olduğu müddetçe menfur çabalar boşunadır.

İşte bu cesur ve teslim alınamaz yürekler Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in her onurlu mensubu, yani sizlersiniz.

Tarih ve coğrafyayı birbirine bağlayan, Cumhuriyet’in yeni yüzyılında yeni bir Türk destanı yazmak ve bunu da yaşatmak azminde olan bir irade hamd olsun sivrilmiş, serpilmiş ve seri halde çalışmaya koyulmuştur.

Bu iradenin kaynağı hem millettir hem de kutlu ecdadımızın bizlere miras bıraktığı ülkülerdir.

Türkiye’nin ayağından çekiştirmeyi, iç çekişmelere gömülmesini, sanal korkuluklara ve sahte korkulara boyun eğmesini projelendiren ilkellerin, bu projeye sponsorluk ve piyonluk yapan işbirlikçilerin sonu gelmiş, nihayet devri kapanmıştır.

Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefinin gerçekleşmesiyle gelecek nesiller muasır, muzaffer ve müreffeh bir ülkede güvenle ve onurla yaşayacaklardır.

100’ncü yıldönümüne ulaştığımız Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

Bugün atacağımız her hayırlı adım önümüzdeki yeni yüzyılı imar ve ihya edecektir.

Bugün yapacağımız her fedakârlık yeni yüzyılın süper güç Türkiye’sinin çatısını örecek, sütunlarını dikecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset felsefesinin özü ve öznesi insandır.

Daha mutlu, daha huzurlu, daha güvenli, daha zengin, daha iyi hayat şartlarına ulaşmış insan gayemizden, aynı şekilde toplum ve millet amacımızdan taviz vermeden haklı ve hürriyet merkezli mücadelemizi istikrarlı şekilde sürdürmekte kararlıyız.

Türkiye’mize zillet müstahak değildir.

Hezimet vaat eden, çıkar ve koltuk hesabı yapan, kulislerin fısıltısıyla ayakta duran, fitnenin ikmaliyle varlığını koruyan, günü kurtarmaktan başka hesabı olmayan köksüz ve fikirsiz siyaset Türkiye’mize asla layık değildir.

Yolu doğru olanın yükü ağırdır.

Bizim yolumuz belli, yönümüz bilinmektedir.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in yolu hak yolu, halk yolu, hakikat yolu, vatan yolu, Kızılelma yolu, elbette Allah yoludur.

Yolsuzun yol tarifi neyse, cahilin allame pozu vermesi aynısıdır.

Ne mutlu, emaneti bugünlere kadar taşıyanlara,

Ne mutlu aldıkları yadigârı elden ele geçirenlere,

Ne mutlu, mükâfatı çile, madalyası yara, armağanı şehadet olan davamızı bugünlere kadar omuzlayanlara.

Elbette bugünlere kolay gelinmedi,

Bugünler kendiliğinden gelmedi,

Davamız ezelden beri haklıydı.

Ankara’da 8 Yıl Sonra Bir İlk! İki Partinin Genel Başkanı Bir Arada Ankara’da 8 Yıl Sonra Bir İlk! İki Partinin Genel Başkanı Bir Arada

Ama hep haklı çıkmayı bekledik durduk.

Sabrettik, dayandık ve inandık.

Şimdi hak verenler çoğaldı.

Şimdi hakkımızı teslim edenler arttı.

Bu nedenle önümüze bakıyoruz, mücadelemize odaklanıyoruz, milletimizi medeniyetler ve milletler mücadelesinde ön saflara nasıl geçiririz buna kafa yoruyoruz.

İlçe kongrelerimizle başlayıp il kongrelerimizle demini alacak ve nihayet 14’ncü Büyük Kurultayımızla neticelenecek demokratik süreç, partimizin ve yenilenmiş kadrolarımızın Türkiye’ye hizmet aşkını da perçinleyecektir.

Bunun yanı sıra 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerinde yüksek bir başarıya ulaşmak ve zilletin izini tamamen silip atmak için yerimizde bir saniye durmayacağız.

Yılmadan, yorulmadan, saflarımızı bozmadan diri şekilde dava ve siyaset mücadelesine devam edeceğiz.

Hepinize güveniyorum.

Hepinize üstün başarılar diliyorum.

Unutmayınız ki, bizim kongrelerimizde kaybeden, başı öne eğilen, mahcup ve mağlup olan hiç kimse yoktur ve olmayacaktır.

Biz büyük bir aileyiz.

Birbirimizin hem yareni hem de yurduyuz.

Arkadaşlık, dostluk ve ülküdaşlık hukukumuz hiçbir ayrım ve dargınlığa geçit vermeyecektir.

Fitne mevziisine yatıp fırsat kollayanlara da asla göz açtırılmayacak, müsamaha gösterilmeyecek, müsaade edilmeyecektir.

Biriz, diriyiz, kardeşiz, hep birlikte Milliyetçi-Ülkücü Hareketiz.

Yeni seçilecek il başkanımız ve yönetimi başta olmak üzere hepinizi kutluyor, emniyet ve sükûnet içinde geçecek kongremizden dolayı da her birinize teşekkür ediyorum.

Rabbim korktuklarımızdan emin, umduklarımıza da nail eylesin diyorum.

Hepiniz sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.

Ne Mutlu Türküm Diyene.’’

Editör: Can KISA